İBRAHİM DEMİREL

 

     

 

 

Leonardo’nun Defterleri- Dünya Sanat Günü, 2014

 

 

 

 

"Leonardo da Vinci, derin, karanlık ayna,

Yurtlarını kapatan çam ve buzulların

Gölgesinde melekler belirir yan yana

Tatlı, gizemli bir gülüşle,  cana yakın”

Baudelaire, Kötülük Çiçekleri

 

Ulusal Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Başkanı Bedri Baykam’ın 2011 yılında Meksika’da yapılan Uluslararası Sanat Derneği Genel Kurulu’nda önermesi sonucunda oy çokluğuyla kabul edilen ve 2012’den bu yana ülkemizde kutlanan 15 Nisan Dünya Sanat Günü, Rönesans’ın belki de en çok tanınan sanatçısı, büyük deha Leonardo da Vinci’nin (1452-1519) doğum günüydü.  2012’den bu yana karma bir sergi düzenleyerek ve bir gazete yayınlayarak Dünya Sanat Günü’nün kutlanması, Galeri Sanatyapım’ın hayata geçirdiği anlamlı bir etkinlik olarak Başkent Ankara'nın sanat  ajandasında çoktan yerini almış bulunuyor.

 

Kurucusu olduğum ve Başkent’in sanat etkinliklerine her zaman farklı bir soluk getirmeye çabalayan  Galeri Sanatyapım, bu yıl da gazetemizin Editörü Cezmi Orhan’ın kararıyla Dünya Sanat  Günü Sergisi’ni  “Defterler”  temasıyla düzenleyecek, sanatçılara dağıtılan defterlerle Leonardo’nun defterlerine gönderme yaparak büyük ustayı anacaktır.

 

Büyük bilgin Albert Einstein, heykeltıraş Rodin, İrlandalı yazar Yeats gibi, bir algı kusuru olan disleksi rahatsızlığından dolayı sol eliyle ve satırbaşlarına sağdan başlayarak yazan, yazdıkları bir ayna yardımıyla okunabilen Leonardo, sanatsal çalışmalarını ve günlük yaşantıya ilişkin her türlü gözlemini deftere kaydetme alışkanlığı geliştirir. Rönesans ruhunun en önemli temsilcisi Leonardo'nun defterlerindeki en eski resimler yaklaşık 1475 tarihinden başlar ve kendisinin yalnızca resme değil aynı zamanda teknik incelemelere de önem verdiğini gösterir.  Teknik çizimlerinde estetik kaygıyla akılcı ve uygulamalı bilgiyi harmanlayarak onları parçalara ayırır, gelenekselden yola çıkıp hayal gücünün sınırlarını zorlayan makineler tasarlar. Kusursuzluk arayışı,  zaman zaman karşıtlık, çelişki, akılcılık ve akıldışı özellikler içeren çalışmalarının yarım kalması çevresinde alaylara konu olsa da bugün bile hayranlık uyandırmaktadır.

 

Çağının ötesindeki sanatçının günümüz bilim tarihine ilişkin önemli bilgiler içeren notlar ve eskizlerin bulunduğu defterlerinde neler  yoktur  ki:  Resim, boya teknikleri, perspektif çalışmaları, felsefe, tıp, matematik, biyoloji, fizik, mühendislik, detaylı anatomi çizimleri, sanat, topografik  tasarılar, coğrafya, astronomi, botanik, zooloji, kimya, havacılık, haritalar, mekanik, müzik, mühendislik, denizcilik, havacılık, uçan makine eskizleri, ateşli silah tasarımları, toplar, tatar yayı taslağı, katedraller ve çeşitli mimari elemanlar; kısacası her alanda düşünen, üreten bu büyük sanatçı, tuttuğu defterleri hiç bir zaman yayınlamamıştı. "Resim ve insan hareketleri araştırması" adlı bir incelemeyi bitirdiği ancak kaybolduğu bilinmektedir. Araştırmalarını yazdığı ve 13.000 sayfayı kapsadığı sanılan defterleri ölürken bıraktığı öğrencisi ve kadim dostu Francesco de Melzi, meraklılarına satarak defterlerin bütünlüğünü bozar, hatta bir kısmı kaybolur. Günümüzde yaklaşık 7000 sayfası korunabilmiş bu değerli el yazması defterler farklı boy ve tipte birbirinden bağımsız kağıtlardan oluşmaktadır ve dağınık olarak Louvre Müzesi, Biblioteca Nacional de Espana, Milano’daki Biblioteca Ambrosiana ve İngiliz Kütüphanesi gibi kütüphanelerdeki büyük koleksiyonlarda ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Leonardo’nun hidrolik alanındaki çalışmalarının el yazmalarını toplayan Bill Gates’ in sahip olduğu Codex Leicester  adı verilen defter, Leonardo'nun özel bir koleksiyonda bulunan tek büyük bilimsel çalışmasıdır.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pergel kullanmadan kusursuz çemberler çizebilen, hatta sağ eliyle resim yaparken sol eliyle yazı yazabilen bu dahi beyin, resim sanatının da bir bilim, bir felsefe olduğunu düşünür ve defterine yazar: “..O halde, resim felsefedir... çünkü eylemlerinin kıvraklığı içinde cisimlerin devinimini işler; felsefeye gelince, o da devinimi ele alır.” Anatomi bilgisini resimlerinde başarıyla kullanan Leonardo,  insan vücudunun sırlarına ulaşmak, vücudun yalnızca işleyişini değil özünü de anlamak istemektedir. "Ruhun hareketleri" üzerine ve aynı zamanda beş kategori adını verdiği zihin, zaman, duyular, canlılık ve "şeylerin türü"  üzerine düşünür.  Anatomiyi bir sanat olarak, deseni de yalnızca resimle ilişkisi açısından değil,  bilimsel gözlem açısından değerlendirir. Evrenin herşeyini içeren müzik de,  matematik ve geometri gibi Leonardo'nun yapıtlarında içgüdüsel olarak bulunmaktadır. Bir yandan Venedik için Türklerin saldırısına karşı savunma sistemleri üzerine çalışırken öte yandan Sultan II.Beyazıd için Avrupa yakasını Asya yakasına bağlayacak bir Boğaz köprüsü tasarlar. Antik çağlar uzmanı olarak danışmanlık yapar. Papa VI. Alexander'in oğlu Cesare Borgia'nın bir fermanında Leonardo, “Eşsiz ve Çok Özel Mimar, Genel Mühendis" olarak adlandırılmaktadır. Imola Haritası,  Toscana, Emiliano Romagna Fiziki Haritaları Leonardo'dan kalan önemli çalışmalardır.

 

Leonardo kendi kendini yetiştiren bir insan olmaktan hoşnut olsa da, gerçek bilim olmadan uygulamanın eksik kalacağını bilmektedir ve bilimin ampirik yöntemini, bütüncül yaklaşımını daha o zamandan benimsemiştir.  Dünya tarihinde çok önemli bir yeri olan Leonardo, ressam, mimar, bilim adamı ve düşünürlüğünün yanısıra havacılık tarihinde de çalışmalarıyla önemli bir yer tutar. Birçok icada ve taslağa imza atan, kanatlar dışında, pervaneden ve yay gücünden de yararlanan Leonardo’nun, helikopter tasarımı, özellikle planör taslakları günümüzde kullanılanlara çok yakındır. Vinci’nin 1400′lü yıllarda tasarladığı uçaklara eğer motor bulabilseydi, havacılık tarihinin çok daha önce başlayabileceği ifade edilir. Leonardo’nun günümüze kadar ulaşan defterlerinde, 400 eskiz ile uçmaya dair 150 fikir bulunmaktadır. Leonardo’nun niteliklerinin sonu gelmemektedir: Hidrolik biliminin yaratıcısı ve fotoğraf çekiminde karanlık odanın bulucusu, suyun molekül yapısı, ses ve ışık dalgaları üzerine geniş bilgi sahibi, çiçek ve filiz yapısı ve düzeni konusunda çalışan ilk kişi, tank, dalış giysisi gibi birçok icadın fikir babası...  

 

Defterlerindeki düşüncelerinden birer eğitim dersi de çıkarılmalıdır: “Ustasını geçemeyen öğrenci, kötü bir öğrencidir.”, “En büyük talihsizlik, fikirlerimizin çalışmalarımızın önünde gitmesidir.”,  “Evrensel olmayan bir ressam hayranlık uyandıramaz.”, “ İsteksiz yemek yemenin sağlığa zararı olduğu gibi, isteksiz çalışma da hafızaya zarar verir ve akılda hiçbir şey kalmaz.” “İnsandaki güzellik geçicidir, ama sanattaki güzellik kalıcıdır.”  Ölmeden defterine “Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl ölmekte olduğumu gördüm.” notunu düşen Leonardo Da Vinci, 2 Mayıs 1519’da öldüğünde altmış yedi yaşındaydı. İçinde bulunduğumuz 21.yüzyılda, sanatın 16.yüzyıldaki Rönesans döneminde olduğu kadar bile önemsenmediği ülkemizde, ne yazık ki hala gençlerimize sanatçı haklarının en üst düzeyde sağlandığı, sansürün ket vurmadığı bir ortam sağlayamadık. Bir fotoğraf sanatçısı, bir eğitimci olarak, Mimar Sinanları, Nâzım Hikmetleri, Leyla Gencerleri, Cahit Arfleri yetiştiren bu topraklarda Leonardo gibi çok yönlü bilim ve sanat insanları yetiştirebildiğimiz özgür bir sanat ve eğitim ortamının özlemiyle yaşıyorum.  İdealim, gençlerimizin yaratıcılığa yönelik bir eğitim ortamında yetişmesinin insanlığın geleceği açısından gerekliliğini algılayabilen yönetimlerde yaşamalarıdır.

 

Defterine, “Ruhun elle birlikte çalışmadığı yerde sanat olmaz.”  diye yazan bu büyük ustayı, sanata karşı çıkan ruhların da ellerini bir gün sanatın hizmetine adamalarını dileyerek saygıyla anıyorum.

 

2014, Ankara